TÜRK DANSINI ULUSLARARASI BAŞARIYA TAŞIYAN BURCU YÜCE

  • on Ocak 12, 2022
  • 188 Views

Burcu Hanım Sosyete Art’a hoş geldiniz. Sizin gibi çok yönlü bir dans sanatçısı ile ilk defa sohbet ediyoruz. İlk başta sorduğumuz sorumuz ‘Sanat sizin için ne demek?’

Sanat; bir konu üzerindeki yaratımın, en estetik biçimde sunulması halidir… Sadece görsel sanatları düşünmeyelim… Mesela iyi yemek yapmakta bir sanattır, hayatı güzel yaşamakta…Bir olayı , durumu veya bir duyguyu tüm detaylarıyla , en özgün, en estetik ,en hissedilir ,en özgür biçimde sunabilmektir. Bazen mutluluk verdiği gibi toplumsal birçok olayında içinden geldiği için sizi düşünmeye sevk eder, sorgulatır aynı zamanda aydınlatır… Sanat kirlidir birazda bu sebeple… Yeri geldiğinde bir baş kaldırıdır… Bir meditasyondur… Yaşadığımız bu gezegenle ve birbirimizle iletişimimizde salt pozisyondadır… Kollektifi besler, tümden gelir, tüme gider…

Sanatın belki yaşı yoktur. Eğitim ile olmalı diye düşünenlerdenim. Birçok dans gösterisi yaptınız tüm dünya ülkelerinin kimi sanatla ilgili şehirlerinde. Gezdiğiniz ülkeleri ve performanslarınızı anlatırsanız dinlemeye hazırız…

Burada hepsini anlatmak imkânsız… Ama çokça beni etkileyen anılarım var tabii… Canlı konser sahneleri, festival, defile, özel organizasyonlarda hem dansçı hem de koreograf olarak çalıştım… Birçok tek ve çok ayaklı ( turne ) oluşumun içinde bulundum…

İtalya, Almanya, Avusturya, Hollanda, İngiltere, Amerika, Çin, Nepal bunlardan bazıları… Avrupa şehirlerindeki sanat ve sanata bakış açısı tabii ki tartışmasız yüksek ve güçlüdür… Hele ki daha doğu mistisizmiyle harmanladığınız bir performans sunuyorsanız bir büyücü kadar ilgi çekmeniz kaçınılmazdır… Her ne kadar klasik bir eğitimden gelsem de sentezlerle yeni stiller ve akımlar yaratmak beni daha başka yerlere taşıdı dansın içinde… Birçok stilde performans yapıyorum… Bu sebeple de bolca kostüm, aksesuar ve bazı akrobatik gösteriler için çeşitli malzemeler taşımam gerekiyor… Havaalanlarında veya uçaklarda yaşadığım komik hikâyeler var… Mesela bir Çin’e gidişimde üstü işlemeli sopalar için uzun uzun konuştuğumuz hatırlıyorum… Bir ajan ciddiyetinde gerçekleşir her şey… Bu çubuklarla ne yapacaksınız?  Uçağa girer mi girmez mi? Sonunda girer ama bir daha orada kalır ve dönüşte aynı şeyleri tekrar yaşamamak için organizasyona hediye edilir… Nepal seyahatimde ayni zamanda bir yardım organizasyonuna gittiğim için çorbada tuzum olsun diye çocuklara balon ve pişmaniye götürmüştüm… Tüm Nepal’i içinde sadece koştum ve malzemelerin olduğu 40 kilo ile seyahat etmek gerekmişti… Ama o çocukların pişmaniyeyi yerken ilk defa tanıştıkları için o gözlerindeki ışıltıyı hayatım boyunca unutamayacağım… Eğer sanat ile uğraşıyorsanız genel olarak Dünyanın her yerinde kabul görüyorsunuz… En çokta bir orta doğu ülkesi vatandaşı olarak yine de doğu mistisizminden etkileniyorum…

Hindistan’da yaşarken sanata bakışınızı etkileyen ne gibi farklı ve değişik fikirlere sahip oldunuz? Hangi şehirleri daha fazla beğendiniz? Sanata geleneksel mi yoksa trend olarak mı bakıyorlar Uzakdoğu’da?

Tüm Uzakdoğu ülkelerinin dokusu bambaşka. Hindistan hariç bir çoğunun Budizm ağırlıklı ülkeler olmasına rağmen Budizm’e bakış açıları bile farklı… Hindistan’da ise durum daha farklı… Hinduizm ağırlıklı olmasına rağmen güney bölgelerinde Hristiyanlığın yaygın olduğu bölgeler çokça…Ya da kuzey bölgelerinde Budizm’in ağırlıklı olması gibi… Topraklar çok geniş ,çok büyük…Renkleri çok seviyorlar ..Hatta bir bayramları bile var; sonsuz ve ilahı sevgi için renk festivali yapıyorlar… Detaylara çok önem verdikleri için nereye giderseniz gidin bir sanat eseriyle mutlaka karşılaşırsınız… Hala sevgisini derinden ve samimi yaşayan topraklar… Bu sebeple beni besleyen bir enerjisi var Hindistan’ın… Şehirden ziyade köylerinin, dağlarının daha gezilesi olduğunu düşünüyorum… Her bölgenin sezonu da musonlara göre değişiklik gösteriyor… Ama kışın bir yaz kaçamağı yapmak isterseniz gideceğiniz bölge kesinlikle güneyi olmalı… Pandemi öncesine kadar dünyanın birçok ülkesinden sanat ve yaratım yapan insanların toplandığı minicik bir köy Anjuna… Müzik ve dansın hiç bitmediği festival tadında bir buluşma merkezi… Dokusu daha da değişmeden görülmesinde fayda var… Uzakdoğu’da hala sanatın geleneksel şekilde devam ettiğine inanıyorum… Dokusu bozulmadan yeni çağa ayak uydurmanın bence bir sakıncası yok… Ama ne yazık ki popüler kültür ve kirliliği her yerde mevcut… Sadece dereceleri farklı …Uzak doğulularında olanı koruma konusunda daha başarılı oldukları hiç şüphesiz…

Sanatı amaç için kullanıyorlar araç olarak mı? Sanat yapmak ise amacınız zaten bir araçsınızdır… Sanat derindir… Önyargısız herkesi içine alır… Herkeste kendinden bir parça yaratır…Tamamıyla kitlesel etkileri vardır …Amaç mesajdır… Sizse sadece aracısınızdır …Eğer bu döngüde dengenizi koruyamazsanız her şeye dönüşebilirsiniz…İşte bence popüler kültüründe insanlara yaptığı tam olarak bu ..Amacınıza ulaşmak için sanat kullanabileceğiniz bir araç değil… Amacın ta kendisidir…

Atölyenizde verdiğiniz dans derslerinizden bahseder misiniz? Birçok stilde ver veriyoruz… Aerial hoop , pole fitness , antigravity yoga , yoga , meditasyon , duruş , strecthing , kondusyon , handstand , Contemporary ve amaçlı özel çalışmalar …Şu an stüdyoda verilen derslerdir… Açık veya kapalı grup ya da özel olarak veriyoruz dersleri… Mottomuz “İstikbal Göklerde” … Aynı zamanda ciddi bir iletişim ağı olan bir topluluğuz… Bolca alış-verişte olduğumuzu bazen gülüp bazen ağladığımız en çokta bolca beslendiğimiz bir akış var stüdyoda… Her şeyden önce amacımız kendi bedenini tanıma ve farkındalık yaratma… Derslerin psikolojik etkisini ise buradan yazmak çok uzun… Sonucunda biraz hareket kime iyi gelmez ki :)))

Batı’ya doğru geçersek gezdiğiniz ülkelerde neler ilham verdi size ve oradan esinlendiğiniz hangi danslar ile kendinizi geliştirdiniz? Şu an Eğitmen eğitimlerini Londra merkezli European Fitness&Welness Academy bağlı olarak gerçekleştirdiğim Pole hayatıma bu şekilde girdi… Tüm dünyada da çok yeni bir akım zaten… Tarihi her ne kadar çok eskilere dayansa da henüz 2005 senesinden beri son haliyle kabul görmüş bir dal… Bende o zamandan beridir Türkiye’de gelişimi için öncü çalışmalar yapıyorum ve yapmaktayım… Bu yolculuğu bir gün ayrıca konuşuruz…

Dans ederken duygularınız sahnede çoğalıyor olmalı. Dans ruhun bir şeklidir terbiye edilen. Doğrusu nedir bu işin?

Dans ederken en yalın en çıplak halinizle herkesin karşısındasınız… Bir enerji alışverişi olmadan yükselemezsiniz… İşte tamda bu sebeple tümden gelir ve tüme gider… Mesela; canlı sahne değil… Bir video çekilecek bir amacı var… Siz yine de bilirsiniz bu video birilerine ulaşacak yine bağlantıdasınızdır yani… Dans kendi kendini çoğaltır…

Sanata destek olunması gereken konulardan hangisi sizi üzüyor? Sanatçıları daha iyi sanat yapmalarını sağlayan yardım nedir?

Global anlamda sanata destek veriliyor ama az ama çok… Eğer ülkemiz için bu konuyu değerlendireceksek burada Sanatın ‘S’ine destek yok… Siz yaratımla ilgili bir iş yapan birine hem yarat hem pazarla hem sat diyorsanız bu istihdamı da yaratmalısınız… Kaldı ki çağımız gereği yaratım yapan herkes günün sonunda en son bileceği ticareti öğrenmek zorunda kaldı… Hadi bunları başardınız… Sokağa mı çıkıp satacaksınız… Bana şu an bir müzikal ya da bir yeni büyük oluşum örneği verebilir misiniz?  Var olan ya da devam eden… Devlet desteği şart… Yatırım şart… Daha çok sanata teşvik şart… Çocukları sanatla iç içe büyütmemiz lazım…

Dans ederken koreografi için çalışmalarınız epey yorucu oluyordur. Bir gösteri için ne kadar çalışıyorsunuz? Tema olarak hangi konulara değindiniz? Bu dipsiz bir kuyu… Bazen belli tarihli işler için bir şey yaratırken bazen gelmiş ve akışında bir şeyleri yaratmakla uğraşıyorum… O sırada dünyadaki durum, o dönemdeki benim ruh halim, enerjim her şeyi etkiliyor… Her zaman bir toplumsal mesaj olmasa bile insanlara mesaj vermeyi seviyorum… Her şey bir tema,  bir konu olabilir… Bir peygamberdevesi böceği görmüşüm tüm dağlarda gezerken… Dans ettik beraber sonra bana bir fikir verdi… Video map ile beraber devasalarını yaptım… İletişim ile ilgiliydi yaptığım proje… Onu görmem ve sahneye gelmesi arasında 5 ay vardır… Bazen hemen pişer bazen uzun sürer… 2 seneden fazla beklettiğim tek bir tanesi hariç hiç olmadı…

En son okuduğunuz kitap? Tavsiye edeceğiniz neler var dünyada?

En son Yaratılışın Dört Prensibi’ni okudum… Şems’i tebriz, mesnevi her zaman sağımda solumdadır… Sapiens… Tanrılar okulu… Shantaram… Okunası kitaplardır…

Kadın ve erkek dansçılar arasındaki uyum için bizi bilgi verir misiniz? Cinsiyet farkı olmaksızın hayatları nasıl geçer?

Zordur dansçı hayatı… Disiplin ister… Her ne kadar dışarıdan çok rahat işler gibi görünse de iç disiplinin en gelişmiş halde kullanılması gereken bir meslektir… Dansçı ile yaşamda bir o kadar kolay ama aynı zamanda değildir :)) Beslenme, uyku, pratik, prova her şeyinizin tam programlı olması gerekir…

Sizi eğlendiren kültürel etkinlikler nelerdir? Seyahat etmek, güzel bir yemek, güzel bir müzik, güzel bir gün doğumu ya da batışı…

İnsan olarak iç dünyanızı besleyen ve sevdiğiniz neler var?

Geçmişim, şimdim, ailem, dostlarım, patili dostlarım, projelerim… Yaptıklarım, yapamadıklarım, yapacaklarım…

Tekrar dansa dönersek müzik ile olan birleşikleri tarif eder misiniz? Ne dinler ve dans edersiniz? Yanlışlardan da biraz bahseder misiniz?

Müzik ruhun gıdasıdır… Görecelidir… Herkese göre değişiklik gösterir… Verdiği histe öyle… Dans ettiğim için bolca müzik dinliyorum… Hayatımın bir parçası benim için… Her şeyi dinlerim… Her şeye bakarım… Her şeyi sentezlemeyi sevdiğim için çok alakasız bulacağınız bir 160 pmbde yine kalıp düşünceler içinde ama olmaz ki ye karşılık sema edebilirim… Yani ortada bir yanlış olamaz… Sadece kötü kurgu ucuz düşünce vardır…

Herkes dans edebilir mi? Bana sorarsanız ‘Hayır’ Bence evet :)))) Herkes dans edebilir… Dans bir meditasyinsa, kendini ifade biçimi ise, bir dışavurumsa bu durumda bunu herkes yapabilir… Herkes dans edebilir, herkes kitlesel etki yaratamaz…

Gündemin sanata etkisi nasıl oluyor? Mesela şarkı sözleri yazılıyor da dansta nasıl bir mesaj veriliyor günümüz karanlığında? Yine de güzel şeyler oluyor olacakta… 

Her ne kadar hepimizin canını sıkan bir süreç olsa da yaratım ile ilgili çok besleyici bir dönem olduğunu düşünüyorum… Her zaman karanlıklardan aydınlık doğar… Bol ışıltılı rengârenk günlere :))))

Sosyete Art röportajına katıldığınız için teşekkürler. Tekrar görüşmek üzere.

Article Categories:
ARŞİV

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Manşet Haberler ...