YA HEP YA HİÇ

Yazar: SUNA BAYKAM SAPAN

Gelişen teknoloji, günlük işler, geleceğe bağlı yürüttüklerimiz ve gelişen olayları takip etmekle geçen zamanların akışında kendimize ne kadar zaman ayırsak da bir bütünün parçasından kopamadığımız için herkesi kendimiz gibi zannediyoruz kimi durumlarda. Özümüz ne kadar kuvvetli olursa olsun yer ve mekâna bağlı olarak değişen havalar gibi biz insanların da duygu düşünce bütünlükleri sıklıkla değişiklik gösteriyor. İnsanların bakış açısına göre uzun zamandır tanışıklık gösterdiği kimselerle daha rahat ve akıcı konuşulsa da yeni ve değişik kimlik sahipleri ile daha dikkatli ve özgüvenli olma hali ortaya çıkıyor. Sosyal medya ile hayatlarımızın resmi gündeme gelirken saklı ve gizli olana değer azalıyor. Aslında ağızdan çıkan kelimelerin sizleri anlatan bir manaları vardır. Birbirini tanımaya çalışan insanlara bakarsanız geçen saatler boyunca o konudan bu konuya sıçrayarak toplum maskelerinin bir bir düştüğü öze ve gerçeklere geçtiklerini görürsünüz. Bir yerden başlamak gerekli.

Bir insanın söyleyemediği bir şeyler olduğunu fark ettiğim durumlar olmuştur bazen. Bu konunun ne olabileceğini düşünüp öğrenmek istediğim özel bir merakım olduğu doğru. Altıncı his diyebiliriz buna. Hayatın sürprizlerle dolu olduğunu söyler dururlar ama ilk defa bunu onda gördüğümde benden gizlenen bir şey olmadığını anlamıştım. Bu benim hayattaki deneyimimin bir karşılığı gibiydi. Ben bir hayvan gibi sezgilerimle ona bakarken o konuşmuyor susuyordu. Eğer söyleyecek bir şeyi olsaydı bence kelimeler ağızdan dökülürdü. O susuyordu ve bu doğru olmayan ve bilinmedik dakikalara girdiğimizin işaretiydi. Eğer uğruna yaşanacak bir şey varsa kimse sizi yolunuzdan çevirmemeli.

Büyük insanlar küçük detayları göremezler genelde. Bir filmin parçası gibi gelişen olaylarda aradaki kopuk düşünceleri bulmak zekâ işidir. Ben de sustum. Zaman anlamamı sağlayacak en güzel ilaçtı, biliyordum.  Onun üzerindeki yükü hafifletemezdim. Sadece bakışları o kadar sevgiye dönüktü ki hayatın kalabalığından ve gürültüsünden uzak onun kalbini dinlemek istedim. Olan bir şey vardı bizim üzerimizde ama bilmek ve dâhil olmak istemiyordum; sadece onu izlemek ve sessiz zannedilen zaman ve mekânda iki ayrı bedenin çarpışmasını seyretmek. Sonuçta ne mi oldu? Günler geçti her zamanki monotonluğunda ve hayatımı kolları arasına sıkıştırdım ve bir dilek tuttum o giderken…

Evimde düşünürken ve bunları yazarken hiç ayrılmak istemesem de dileğimdeki gibi değerini asla yitirmeyecek bu insana zaafım hiç geçmeyecek. Hayatıma girdiği ilk andan beri özelliğini yitirmeyerek gelecek için bir ışık tuttuğu için hayatıma, diyorum ki; ‘’Kendinizi sevin’’. Geçmiş ve gelecek bizim hayatımız. Birilerinin bizlere ihtiyacı var.

Suna Baykam Sapan

Article Categories:
Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Manşet Haberler ...